27 Temmuz 2011 Çarşamba

RUH VE BEDEN

Beden, insanın içe dönük yaşadığı bir zırhtır. Yani insan denen varlık kendisini bedeni içinde hapsetmekte bu da kendi içinde yarattığı bir dünya ile sınırlı kalmasına neden olmaktadır (İç Dünya).
(Bu durumu insanların birbirlerini anlayamamasının, aralarında çatışmaların yaşanmasının nedenlerinden biri olarak görüyorum)

Ruh ise insanın hem içe hem de dışa dönük yaşadığı bir olgudur. Ruh bedeni kapsar. Bundan dolayıdır ki ruh, beden gibi içe dönük bir yaşamı barındırır. Ayrıca ruh da bedende olmayan bir özellik vardır: “Özgürlük”. Ruh istenildiğinde özgür bırakılabilir.
Beden, doğuştan bilgilerle yüklenmiştir. Kurulu bir robot gibi…
Bu bilgiler temel bilgilerdir. Hazır bilgilerle donatılan beden, ruhun içine girmesiyle devreye girer. Bu andan itibaren insan iç ve dış dünyaya kapıları açık bir varlık halini alır.

Ve insan yeryüzünde…

Artık yapması gereken tek şey doğaya uyum sağlayarak yaşamını sürdürmek.
Elbette farklı bakış açılarıyla…
Ancak bazen aralıklarla bazen de sürekli bir uyumsuzluk söz konusudur. Bu durumun altında yatan neden nedir?

Sadece ruh ve beden uyumsuzluğu…

Ruh ve beden her ne kadar birbirini tamamlayan olgular olsa da tamamen birbirinden farklı yapıdadırlar. Bundan dolayıdır ki ruh ve bedenin istekleri de farklıdır. İnsan denen varlık ruh ve beden denen iki farklı yapıyı bünyesinde bulundurmaktadır. Temel görevimiz ruh ve bedeni uyumlu bir şekilde bir arada tutabilmek. Çünkü ruh ve beden sürekli bir üstünlük kurma mücadelesi içindedir. İnsanda bir huzursuzluk meydana gelmesi ruh ve bedenin çatışma halinde olduğunun göstergesidir. Bu durumda yapılacak olan şey ruh ve beden dengesini pratik bir şekilde düzenlemektir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder